Top
14 Nis

Barışa Mektup

Bembeyaz, barış dolu günler.

Bizim Hikayemiz,  toplu iğne başı büyüklüğünde siyah bir tohumdan başlar. Bu siyah tohum önce yeşille barışır, dut yaprağıyla, yeşilinden paylaştıkça beyaz tırtılı yaratır. Beyaz tırtıl sorumludur, bir cevher üretebildiğinin farkına varmıştır, keyifle sırrı hala çözülememiş bu maddeyi üretmeye başlar.

O kadar çok üretir ki bunu saracak yer bulamaz, sonsuz bir makara yapmaya çalışır. Fakat bir bakar ki, bu harika şey onun kafesi olmuş. Belki kilometrelerce ürettiği bu harika malzeme onu yormuş. Uyumak ister uyandığımda yaptığı eserle gurur duyar. Fakat bu beceriklilik onu olgunlaştırmıştır. Hemen kafesini delip dışına çıkabilir. Fakat bu olgunluk onu frenler. Bu muhteşem eserine kıyamaz, halbuki kafesini delip çıkşa kanatlarını çırparak özgürlüğüne uçan bir kelebek olacak, yeni kelebekler için dünyaya siyah tohumlar saçacak. Fakat kıyamaz bu muhteşem esere, burada tercihini yapar ve bekler. Aynı kararı vermiş bir sürü beyaz topçuk bir kazanın içerisinde bir araya gelir ve sonsuz makaralarının uçları kazanda açılır. 60 tane muhteşem iplik birbiriyle kader bağı yapar ve sarmaş dolaş olurlar. Artık onların kaderi ya atkıdır, ya da çözgü. İnsanoğlu boş durmaz, atkı ile çözgüyü barıştırır. Makinanın tefesi de onalrın kaynaşmasını sağlar aynı nikah memuru gibi…

Artık hammaddesi sabır ve emek olan iplikten mükemmel bir ipek kumaş ortadadır. O kadar mükemmel ve temizdir ki su bile değse kendini belli eder. O kadar barışçıldır ki kavga, kötülük silah istemez. Hatta ateş etseniz kurşunun geçmesine fırsat vermez. Ama en son yakıştığı yer benim işimdir, yani o muhteşem ipeklerin yakıştığı yer gelinliktir. Hani uçamayıp kendini feda etmişti o tırtıl, aslında bir gelinin bembeyaz kelebek gibi uçabilmesini tercih etmişti, belki de birini kurşundan korumayı.

Hepinize kelebek kadar özgür , ipek gibi temiz ve bembeyaz, barış dolu günler.

Cem Ünal – YK Başkanı